
Seni seviyordum. Nasıl olduğunu bilmiyorum. Bir anda kendimi ”seni severken” buldum.
Oysa ben kendime söz vermiştim ; üzülmek istemiyorsan kimseyi sevme diye. Tutamadım sözümü.
Bir anada seni sevmeye başladım. Önceleri iyiydi, birbirimize bakıp gülümsüyorduk. Hiç tanışmadık ama tanışıyor gibiydik. Ben sana bakarken senin de bana baktığını görüp kendi kendime sırıtıyordum. Belki de bundan sevmeye başladım seni. Uzaktan da olsa mutlu ediyordun beni. Hem her şeyi sen başlatmıştın. Ben de beni sevebileceğini düşünmüştüm.
Yanıldığımı fark etmem uzun sürmedi. Bir anda değişti her şey. Sanki hiç bir şey olmamış gibi davranmaya başladın. Ben aslında yokmuşum gibi.
Sorun şu ki ; ben seni sevmeye çoktan kaptırmıştım kendimi. Sonra beklemye karar verdim. Zaten mesleğim haline gelmişti beklemek.
Dünyanın en ağır işini yapıyordun bekliyordum. Her gün yeni yeni hayaller kurarak, kendimi kaptırıyordum bu aşk’a. Aşk denirse tabi. Her gün beni umursamayışını görüp yine de kendi kendimi teselli edip, umut bağlıyordum sana.
”Gelecek bir gün. O da sevecek seni. Mutlu olacaksın.”
Hep aynı sözler. Başta teselli oluyordun sonra fark ettim ki kendimi kandırıyorum. Başlar da küçük olan yarayı kendi kendime derinleştirmişim. Acımı artırmışım. Hiç gerek yokken.
Hayallerim tek tek suya düştü. Son umut ışıkları söndü. Ben yatağıma yattım. Kapattım tüm ışıkları. Çektim evin tüm perdelerini. Güneş doğsun istemiyorum artık. Gözyaşlarımı kimsenin görmesini istemiyorum.
”Kapatın ışıkları. Karanlıkta kalmak istiyorum”
Gidişini görmek istemiyorum. Benden uzak olduğunu bilmek istemiyorum.
-Ve uzaktan bir Zeki Müren çalıyor. Sanki ne halde olduğumu biliyor gibiydi.
Şimdi uzaklardasın..



